Rüya görmeye devam edin..

Hz. Musa'yı gördüm:Terkedilmiş bir tankın üzerinde tekbir getiriyordu:Allahuekber!

 

 

"Hayber, hayber ya Yehud!
Cundu Muhammed seyeud!"


Döndüler, Güney'in Çocukları.
Berikiler, geldikleri gibi gittiler.
Duyuyor musun ey Güney'in Gelini!

Tekbir seslerini duyuyor musun ey 17'sinde, hayatının baharında terk-i diyar eden Filistinli kız Sena Haydali?


İşte şimdi şad oldu ruhun; Güney'in sokaklarında dolaşan ruhun.
Benim gördüklerimi ve görmediklerimi gören ruhun!


Mercuyun'da, Fatıma Kapısı'na bir kurşunluk mesafede Allah'ın peygamberi Musa'yı gördüm.


Terkedilmiş bir tankın üzerindeydi.


Bir yandan ayağının altındaki Siyon Yıldızı'nı tekmeliyor, bir yandan da tekbir getiriyordu: "Allahuekber!"


Ben ağlıyordum, o gülümsüyordu.


Beni gördü, yanıma geldi ve sordu: "Niçin ağlıyorsun?"


"Sevinçten" dedim ve ekledim:
"Hüzün mevsimi o kadar uzun sürdü ki, çok ağladık, sevinince nasıl tepki vereceğimizi bilemez olduk."


Elini çıkardı koynundan, yine bir nurdu. İlk kez akıl ettim bakmayı; diğer elinde de asası vardı:


Nur eliyle gözümü sildi: Gözüm aydınlandı, gözyaşım aydınlandı.
İlk defa içi gülen gözlerine bakma cesaretini gösterdim. Omzundaki heybe çekti dikkatimi.


"Onda ne var?" diye sordum.


"Firavun'un katlettiği sihirbazların yürekleri" dedi.


"Ne yapacaksın?" dedim.


"Güney'in çocuklarının göğsüne madalya diye takacağım" dedi.


"Güneyin çocukları?" dedim, bilmezden gelerek.


"Çocuklarım!" dedi.


"Ya israiloğulları?" dedim


"Onlar Yahudileştiler, şimdi Firavun'un rolünü oynuyorlar: Müslüman İsrailoğulları'nın tarihi rolünü ise Güneyin Çocukları üstlendi" dedi; "üstelik İsrailoğulları'ndan daha şanslılar."


"Aksine, Musa'ları eksik" diyecek oldum.
Sözümü kesti: "Hayır" dedi, "Herbiri bir Musa onların; çünkü onlar Muhammed'in ordusu!"


Hızır'ı sordum; "Nerede?" dedim.


Güney'in yağız, doğurgan, anaç gelinlerini gösterdi; 22 yıl sonra yuvalarına kavuşmayı zılgıt çekerek kutlayan gelinlerini: "İşte!" dedi, "Bunların hepsi Hızır"


"Ben erkek sanırdım" dedim.


Birden celallendi, korktum, fakat belli etmemeye çalışarak kulak verdim:


"-İmanın ve ruhun cinsiyeti olmaz, daha öğrenemedin mi?"


Ben, "Eyvallah Efendim!" diyebildim.


Ayrılmadan eline sarılıp "Bize dua eder misin?" diyecektim.
Sanki içimi okudu; bana öyle geldi: Kulaklarımda çınlayan şu sözü soramadığım tüm sorulara cevap olarak verdi sanki:


"-Rüya görmeye devam edin; bir gün nasıl olsa gerçekleşir!"


Ben hâlâ ağlıyordum.


O gülümsüyordu.
MUSTAFA İSLAMOĞLU

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !